Mustafa Acungil

19 Ağustos 2007 Pazar

Diyet üzerine yüksek lisans yapmaya ihtiyacım yok

Bugün alışverişe çıkarken, basket topu da almaya karar vermiştim.

İçimdeki bene 80 kilo olduğunu söyleyince, ilk iş daha önce anlattığım gibi iştah ve doygunluk hissimi kontrol altına almıştı; hatırlarsınız.

Bir iki gün sonra da, evimin neredeyse karşısındaki parkın bir kenarında bulunan basket sahasını hatırlattı bana. Tek pota da olsa, top zıplatılabilecek, potaya atış yapılabilecek bir saha. Oysa bundan önce, yıllık bir spor kulübü üyeliği düşünmüştüm. Ücreti pahalı olduğu için, sürekli kullanır mıyım ki diye oyalandım önce. Sonra tek başıma sürekli gidemem düşüncesi oluştu.

Ardından Dört Adam Özgürlüğünü Arıyor'daki arkadaşların üçünün, yani ben hariç tamamının haftada iki akşam yüzmeye gittiğini öğrendim. Ben de onlarla gidebilirdim. Böylelikle hem birlikte vakit geçirmiş olurduk, hem spor yapmış olurdum. Ama bu da hızla etkinliğe geçmedi. Vazgeçmiş olmasam da sürekli bir bedensel etkinlik sağlamada yeterli olmayabilir.

Birkaç aydır ben bunlarla oyalanırken, 80 kilo olduğuma karar verip bunu içimdeki bene tebliği ettiğimden bir iki gün sonra basket topu almıştım bile. Balkona çıkıp, hatta balkona bile çıkmadan salonun penceresinden bakıp sahanın uygun olup olmadığını görebilirim. Sabahın erken bir vaktinde de gece 10'dan sonra da ya da ne zaman istersem yapabilirim bunu. Bir finansal yükü yok, topa ödediğim para haricinde tabii. Yapılabilir bir bedensel etkinlik olduğu hemen hemen kesin.

80 kilo iştahı ve doygunluk hissiyle yemek yemeyi zaten başardım. Sağlıklı bir 80 kilo bedeninin etkinlik seviyesini de yakalayınca, geriye yapacak pek bir şey kalmayacak gibi.

Bu arada alışverişte, Mehmet Öz'ün 'Siz kullanma kılavuzunuz' serisinin devamı gibi olan 'Siz diyettesiniz' kitabını da gördüm. Elime aldım, satın almayı düşündüm ve bıraktım. Ben diyet yapmıyorum. Ben 80 kilo, sağlıklı bir insanım. Kişinin istediği normal bir kilo seviyesinde kalması için diyet üzerine yüksek lisans yapmasına gerek olmamalı.

Benim içimdeki ben böyle söylüyor. Sizin içindeki siz, okumanız gerektiğini söylüyorsa, okumalısınız.

Bu kitabın yararlı olacağını düşünüyorum. Ama benim stratejimde, şu an bu kitaptansa, alışverişe giderken yolda gördüğüm beyaz tavşan ve beyaz tavşanın bana verdiği huzur ve mutluluk hissi çok daha önemli.

Tartıdaki 12 kiloluk hata düzeldikten sonra, Mehmet Öz'ün kitabını da okuyabilirim.

0 yorum: