İçeride bir ben daha var.
Onun uzun zamandır farkındayım. Öğrenme için senelerdir onunla işbirliği yapıyorum. Ben daha çok öğrenmek istediğim konuya odaklanıyorum. Öğrenme isteğimi keskin bir şekilde hissediyorum. O, öğrenmek için kendisine gerekecek şeyler konusunda bana fikirler veriyor.
Onun verdiği fikirlere göre benim yapmam gereken şeyleri yapıyorum. Mesela bir kitap okumam gerekiyor. Alıyorum kitabı, okuyorum. Ama okuma sırasında direksiyonu yine ona bırakıyorum. Nasıl anlayacağım, nelere dikkat etmek gerekir, kafa yormuyor. Ben isteyenim, yapan o. Beynimin içindeki girift yapıları ben bilmiyorum, o biliyor. Bırakıyorum, benim için öğrensin.
Kilo konusunda neden Secret'i okuyana kadar onunla işbirliği yapabileceğimi düşünmedim bilmiyorum. Kitabı daha bitirmeden, istediğin kiloda olmakla ilgili bir iki sayfasını okumam, bu yöntemin kafamda bir ampül gibi yanmasını sağladı.
Ona, 80 kilo olduğunu söyledim. Kilo vermesi gerektiğini falan değil. Sen 80 kilosun dedim. Buna kesin olarak inandım. Bu inancımı daha da kesin ve keskinleştirmek için bu blogu da açtım.
İlk etki iştah ve doygunlukta oldu. Ona kilosunu söylediğim andan itibaren, özellikle akşamları kontrol bilmeyen iştahım ve geç oluşan doygunluk hissimle ilgili sorun çözüldü. 80 kiloluk bir insan olarak yemeğe başlıyorum,. 80 kiloluk bir insanın iştahıyla yediğimden zevk alarak yemeğimi yiyorum. 80 kiloluk bir insanın hissedeceği zamanda doygunluğu hissediyorum.
Şu an tartıya çıktığımda tok ağırlığım 93 civarında, aç ağırlığım 92 civarında gösteriyor. Ama tartı hatalı, şu an bazen 12 bazen 13 kilo fazla gösteriyor. Bu hata payı, yeni yöntemime karar kıldığımda aç karna 15'ti.
Bakalım, içimdeki ben benden neler isteyecek...
Döngü ya da kim kimin kurbanı
-
Benim mühendislik okuyan ve mezun olmak üzere olan, son senesindeki güzel
kardeşim. İş hayatının anlaşılmaz döngüsü karşısında tutulup kalmış
durumdasın ya...
2 ay önce

0 yorum:
Yorum Gönder